Tem022010

Parite Nedir?

Yazan : Zafer    02.07.2010 | Hayat

Olay, henüz dalgalı döviz kurlarının uygulanmadığı yıllarda ABD-Kanada sınırındaki bir kasabada geçmektedir. Malum, her iki ülke de para birimi olarak 'dolar' kullanmaktadırlar. Yalnız, her ikisi de kendi paralarının daha değerli olduğunu iddia etmektedirler. Şöyle ki Kanadalılara göre 1 ABD Doları 90 Kanada Centi, Amerikalılara göreyse 1 Kanada Doları 90 ABD Centidir.


Bir Amerikalı, cebindeki 1 dolarla dolaşmaya çıkar. Bir ara karnı acıkır ve simit alır (Amerikan simiti!). Simitin fiyatı 10 centtir. Cebindeki 1 ABD dolarını verir. Simitçi bozuk para ararken cebinin bir köşesinde 1 Kanada doları bulur, onu verir (90 cente eşit ya!). Derken sınırı yürüyerek geçer ve Kanada da dolaşmaya başlar. Kaleme ihtiyacı olduğunu hatırlar. Girer bir kırtasiyeye, kalemin fiyatı 10 Kanada centidir. Cebindeki 1 Kanada dolarını verir. Kırtasiyeci de para üstü olarak 1 ABD doları verir (90 Kanada centine eşit ya!). Oradan da ayrılıp evine döner. 


Sonra düşünmeye başlar: "Yahu sabah evden çıkarken cebimde 1 ABD Dolarım vardı, şimdi de 1 ABD Dolarım var.Peki, simitle kalemin parasını kim verdi?"

Parite  bir döviz kuru yada ulusal paranın diger para değerine oranına denmektedir. bu oran ise aşagıdaki formulle hesaplanabilir kolaylıkla.


1 Dolar  = 2 TL
1 Euro   = 4 TL olduğunu varsayalım;
Euro -  Dolar paritesi 4 /2 = 2.0 olur
Dolar – TL paritesi 1/2 = 0.5 olur
Euro – TL paritesi 4/2 = 2 olur


Yani para birimi değerinin diğer para biriminin değerine bölünmesi ile kolayca parite hesapları ortaya çıkmış olur.



Etiketler:

E-mail | Permalink | Trackback | Post RSSRSS comment feed 0 Yorum

Tem022010

Vatan Bilgisayar Neden Kaybetti?

Yazan : Zafer    02.07.2010 | Hayat

Günümüzde işletmeler daha çok kar yapabilmek adına bir çok pazarlama ve satış tekniği kullanmaktalar. İşletmelerin yaşamlarını sürdürebilmesi ve daha fazla kar elde edebilmesi için son dönemde özellikle üzerinde durduğu bir konuda müşteri memnunniyeti. Bu konu tabi ki çok önemli sonuçta ürünlerinizi satıp para kazanacağınız asıl muhatabınız müşterileriniz, dolayısıyla onları memnun etmek ve sonraki alışverişlerinde sizi tercih etmelerini sağlamak önemli bir konu.

 

Bu yazımda sizlere bahsetmek istediğim iki farklı işletmenin müşteri bilgilendirme konusundaki hızı ve buna bağlı olarak kaybedilen ve kazanılan bir satış ve tabi ki biraz daha yukarıdan bakarsak müşteri ilişkileri konusunda başarılı ve başarısız olan iki işletme.

 

Bir kaç gün önce bilgisayarımdaki müzikleri daha güzel dinlemek adına 2+1 ses sistemerinden bir tane almaya karar verdim. Microlab firmasının ürettiği M-820 serisi cihazı test etme imkanı buldum ve cihaz benim aradığım tüm özellikleri karşılar nitelikteydi. Özellikle kablolu uzaktan kumandasının özellikleri tam aradığım özelliklerdi. Bu ürünü almaya karar verdim ve küçük bir araştırmadan sonra vatan bilgisayarın internet sitesinde bu ürünü buldum. Ürünü daha önce incelemiştim ve kararımı vermiştim bu sebeble hemen sipariş verme aşamasına geçmeyi düşünüyordum. Ancak daha önce yaşadığım tecrübelerden dolayı sipariş ve kargo gönderim prosedürleri hakkında bir inceleme yapmanın faydalı olacağını düşündüm. Bunun üzerine ilgili bölüme geçerek yazıları okumaya başladım. Kargo gönderimi ile ilgili şu madde tüm keyfimi kaçırmıştı.

- Kredi kartı ile yapılan siparişlerde güvenlik gerekçesi ile ürün teslimatı, kimlik kontrolü ile sadece kredi kartı sahibine teslim edilecektir.

Bu maddeye göre kredi kartı ile alışveriş yapanlar (ben gibi) kargoyu bizzat kendisi  almak zorundalarmış.  Bu madde ilk bakışta çokta sıkıntı verici gözükmeyebilir ama sizde benim gibi ödemeyi  kendi adınızla yapıp kargonuzun bir başkası tarafından alınmasını istiyorsanız bu madde oldukça büyük bir sıkıntı yaratacaktır.  Günümüzde bir çok sistem müşteriler için daha esnek ve kullanılabilir bir hale gelirken Vatan Bilgisayar’da gördüğümüz bu sistem tam tersine çalışıyor.


Bunun üzerine müşteri hizmetlerini arayarak soruna bir çözüm bulup bulamayacağımızı araştırmayı denedim. İlgili temsilci bana bunun güvenliğim için olduğunu ve kargonun başka birine teslim edilmesini istiyorsam bunun için bankadan 3D güvenlik denen bir işlem yapmam gerektiğinden bahsetti. Aslen müşteri olarak benim istediğim ürünümün siparişini vermek, ödememi yapmak ve kargomu beklemekti ama Vatan Bilgisayar daha en başta benim gözümde 1-0 yenik duruma düşmüştü. Telefonu kapattıktan sonra internet sitesi üzerinden konu ile ilgili bir mesaj daha gönderdim. Amacım sadece bu yanlış uygulamaya dikkat çekmek ve daha esnek bir hale gelmesinde yardımcı olmaktı. Bu noktada zaten Vatan Bilgisayar bir müşterisini kaybetmişti.


Yaptığım aramalar sonucu daha öncede alışveriş yaptığım HepsiBurada sitesinde bu ürüne tekrar rastladım. Daha öncede alışveriş yaptığım için kargo prosedürünü biliyordum ama yinede emin olmak için aynı soruyu onlarada sordum. Yaklaşık 30 dakika içinde cevap geldi ve kargomu istediğim birine yollayabileceğimi yazıyorlardı. Bir an durdum ve düşündüm ben ülkemde Vatan Bilgisayar gibi işleri yokuşa süren değil, HepsiBurada gibi esnek ve müşteri memnuniyetine önem veren işletmeler görmek istiyorum.


Gelelim bu yazı nasıl ortaya çıktı meselesine. Yukarıdada bahsetmiştim Vatan Bilgisayar’a konu ile ilgili bir mesaj yolladım diye, mesajıma bu sabah cevap geldi.  Üstelik gelen cevap “Mailiniz ilgili birimler ile paylaşılmaktadır.” gibi komik bir cevaptı. Yalnız dikkat etmenizi istiyorum Vatan Bilgisayar’dan mesajıma cevap geldiğinde ben çoktan satın aldığım ürünü kullanmaya başlamıştım bile. Artık siz düşünün işletmelerden birisinden sorunuza cevap alıncaya kadar bir başkası sizin tüm işlerinizi bitirmiş oluyor. Bu dehşet verici durum karşısında bu yazıyı yazmaya karar verdim.  Tabi ki Vatan Bilgisayar çok kötüdür, oradan asla alışveriş yapmayın, gelin birlik olup boykot yapalım felan demiyorum. Ancak şunu bilmenizi isterim müşteri olarak bizim yaptığımız küçük seçimler sonucu işletmeler büyür veya küçülür. Şimdi size sormak istediğim bu iki işletmeden hangisinin büyümesini isterdiniz?



Etiketler:

E-mail | Permalink | Trackback | Post RSSRSS comment feed 0 Yorum

Haz292010

"Body Worlds" sergisi İstanbul'da

Yazan : Zafer    29.06.2010 | Hayat

BODY WORLDS, kendimizi görme biçimimizi dünyada hiçbir müze deneyiminin yapamayacağı şekilde değiştirir.

Çığır açan bilim adamı, Dr. Gunther von Hagens’in imza attığı büyüleyici sergiler dünya üzerinde 30 milyonu aşkın kişi tarafından ziyaret edilmiştir.

BODY WORLDS ve Yaşam Döngüsü’nde, Plastinasyon yoluyla dönüştürülmüş 200’ü aşkın otantik insan örneği, insan bedeninin formunu, güzelliğini, işlevini ve potansiyelini sergiler. İnsanın yaşam döngüsünü konu alan özel bir sergi olan Yaşam Döngüsü, bedenin yaşamındaki safhaları gösterir – döllenme anındaki ilk yaşam kıvılcımından bebeklik ve çocukluğa, ergenlik ve gençlikten yetişkinliğe ve yaşlılığa kadar.

Yaşam Döngüsü ziyaretçilere yaşlanma süreci boyunca bedeni ve ömür uzatma bilimindeki en son bulguları göstererek ziyaretçilere ilham verir. Yaşı ne olursa olsun, sergi gören herkeste bir yankı yapacaktır.

İnsan vucudunun anotomisini merak eden ve bu ayrıntıları gerçek vucutlar üzerinde görmek isteyenler için kaçırılmayacak bir fırsat diye düşünüyorum.

Resmi Erişim Sitesi : http://www.bodyworlds-istanbul.com/



Etiketler:

E-mail | Permalink | Trackback | Post RSSRSS comment feed 0 Yorum

Haz292010

Şu iki zor soru meselesi

Yazan : Zafer    29.06.2010 | Hayat

SORU 1
Bir kadın tanıyorsunuz ve hamile. Sekiz çocuk sahibi, üçü sağır, ikisi kör, biri geri zekalı ve kadın DA frengili.

Bu kadına kürtaj önerir miydiniz?

Bu sorunun cevabına bakmadan önce şu soruyu yanıtlayın.

SORU 2

Yeni bir lider seçme zamanı ve öyle bir an geliyor ki lideri sizin oyunuz tayin edecek.

Üç aday var ve adaylarla ilgili gerçekler de şunlar:
Kimi tercih edersiniz?

Aday A
Düzenbaz politikacılarla işbirliği yapar, falcılara danışır. İki metresi vardır. Sigaralarını uç uca ekler ve günde 8 ila 10 martini içer.

Aday B
İki defa işten kovulmuş, öğlene kadar uyur. Kolejdeyken afyon içicisi ve her akşam 1 litreden fazla viski içer.

Aday C
Gözde bir savaş kahramanı. Vejeterjen, sigara içmez, nadiren bir bira içer ve karısını Asla aldatmamıştır.


Bu adaylardan hangisini tercih ederdiniz?

Önce karar verin,
Ama cevaplara bakmayın...
Sonra aşağıya kaydırın ve cevaplara bir bakın

Aday A - Franklin Roosevelt
Aday B - Winston Churchill
Aday C - Adolf Hitler

Bu arada ilk sorudaki kadına kürtaj yaptıysanız Beethoven'i öldürdünüz.....

İlginç değil mi?

Birisi için hüküm vermeden önce çok iyi düşünün.


Yeni birşeyi denemekten asla çekinmeyin...
Aklınızdan çıkarmayın...
Amatörler Nuh'un gemisini
Profesyoneller Titaniği inşa ettiler



Etiketler:

E-mail | Permalink | Trackback | Post RSSRSS comment feed 1 Yorum

May062010

Elçi SMS Sunucusu

Yazan : Zafer    06.05.2010 | Hayat

Bir süredir yoğun bir şekilde çalışıyordum. Tüm zamanımı C# ile geliştirdiğim SMS sunucusu projesine ayırmıştım. Neyseki bir kaç gün önce SMS sunucusunu tamamladım ve sistemi çalışır hale getirdim. Pek tabi ki ben gibi bir şeyler tasarlayan sonra oturup bunu gerçeğe dönüştüren bir çok insanın yaşadığı o keyifli dakikalarıda bolca yaşadım. Bunun yanında farklı tecrübelerde edindim.


Uzun süredir aklımda olan outlook programına benzer bir arayüz hazırlama isteğim bu proje sayesinde gerçekleşti. Bunun yanında bu proje ile kanal (Thread) programlama hakkındaki bilgilerimi dahada pekiştirdim. Elçi SMS sunucusu adını verdiğim program, ayrı bir kanal üzerinde çalışan bir sunucu kısmı ile sunucunun yönetilmesi ve gelen, giden SMS bilgilerinin takibini sağlayan basit bir arayüzden oluşuyor.

Elçi SMS sununcusu sms gönderip almak için smsmakinesi tarafından sunulan web servislerini kullanıyor. Bu web servisleri üzerinden sms gönderme ve alma işlemleri yanında toplu sms gönderme ve gönderdiği sms durumunu sorgulama gibi özellikleride bünyesinde barındırıyor.

Genel yapı tamamlanmasına rağmen hala optimizasyon ve geliştirme çalışmalarına devam ediyorum. Özellikle giden ve gelen sms bilgileri üzerinden farklı raporlar üretmeyi amaçladığım raporlama bölümünün programa ayrı bir fark katacağına inanıyorum.



Etiketler: , , ,

E-mail | Permalink | Trackback | Post RSSRSS comment feed 0 Yorum

Nis012010

Çürük Elmalara Dikkat !!!

Yazan : Zafer    01.04.2010 | Hayat

Günümüzde hızla genişleyen ve artık her yerden erişilebilir hale gelen internet dünyası beraberinde hızla artan bir sanal mağaza kültürüde oluşturdu. Ancak bu artışla birlikte ne yazık ki sepetteki çürük elmaların sayısıda giderek arttı. Bu yazımda sizlere böyle bir çürük elmadan bahsetmek istiyorum. Amacım kimseyi yermek veya kötülemek değil ama sepetteki çürük elmaları ayıklayalım ki sağlam olanların bir anlamı olsun.

 

Herşey bundan bir kaç gün önce henüz anne karnında olan küçük kızımıza müzik dinletme isteğimle ortaya çıktı. Bunun için biraz araştırma yaptım ve “Musıc For My Baby 1 In Utero ” isimli, anne karıındaki bebekler için hazırlanmış albümü keşfettim. Bu albümü internet üzerinden alabilmek için daha öncede alışveriş yaptığım ve güvendiğim bir kaç siteye baktım ama ürünü göremedim. Gerçi muadili ürünler olsada ben bunu almak istiyordum. Bundan sonra bir internet araması başlattım ve bir iki dakika içinde ürünland (http://www.urunland.com) isimli sitede bu ürüne rastladım. Ürüne en kısa sürede sahip olmak istedğim için hemen stok durumuna göz attım. Gördüğüme çok sevinmiştim, çünkü ürün stokta mevcuttu, yani bu şu demekti siparişim onaylanırsa 1-2 gün kargo sürecinden sonra ürün bana ulaşabilirdi. Bu duygularla hemen siparişimi verdim ve ödemeyi yaptım. Hemen akabinde de ödemem sisteme geçti ve siparişim onaylandı. Bilgileri derli toplu görebilmeniz için aşağı birde siteden aldığım ekran görüntüsünü koyuyorum. 

 

Siparişim 29 Mart sabahı onaylandı gün bitti sipariş kargoya verilmedi. 30 Mart akşamı hala sipariş onaylandı durumunda bekliyordu. Sipariş onaylananı iki gün olmuştu ama siparişin kargoya verilmesi ile ilgili hiçbir ibare yoktu. Bununla birlikte banada siteden olumlu veya olumsuz hiçbir bilgi gelmedi. Ertesi sabah yani 31 Mart sabahı ilgili sitenin destek bölümüne konu ile ilgili bir posta gönderdim. Akşama kadar beklememe rağmen ne telefon ne de e-posta yoluyla bana bir dönüş olmadı. Aklımdan şu atasözü hiç çıkmıyordu “paramla rezil oldum.” Evet paramı ödemiştim ama karşımda ne muhattab vardı nede derdimi dinleyen birisini bulabilmiştim, bunalmıştım, sıkılmıştım ve müşteri olarak onların peşinden koşmaktan bıkmıştım. Ben hala yurdum insanının internet kültürünü özümsediğini düşünerek e-postama cevap beklemeye devam ediyordum. Akşama kadar bir cevap alamayınca sipariş iptali ile ilgili maddeleri inceledim. 

 


Sipariş iptali
Verdiğiniz bir siparişi herhangi bir nedenle ipal edebilirsiniz. Bunun için siparişiniz kargoya verilmeden önce durumu şirketimize telefon açarak (+90 2174452) veya e-posta (
musterihizmetleri@urunland.com) ile bildirmeniz gerekmektedir. Kargoya verilen siparişler iptal edilemez. Ayrıca, "sipariş üzerine" yapılan ürünlere ait (çiçek, koltuk vs.) siparişler iptal edilemez.  İptal edilen siparişlerin bedel iadesi banka prosedürlerine bağlı olmak kaydıyla kısa sürede hesabınıza/kredi kartınıza ödenmektedir. Kredi Kartına yapılan iadelerin  kredi kartı hesaplarına yansıma süresi ilgili bankanın tasarrufundadır.  Siparişleriniz ayrıca kredi kartınızla ilgili yaşanan herhangi bir güvenlik sorunu nedeni ile de bankanız tarafından iptal edilebilir.


Yukarıdaki metne göre kargoya verilmemiş siparişleri iptal etme hakkına sahiptim ve siparişim hala kargoya verilmemişti. Bu arada metinde geçen telefon numarasına dikkat etmenizi istiyorum. Bu metin birebir sitedeki metindir. Bunun üzerine bu maddeyide postaya ekleyerek, siparişimin iptal edilmesi ve sipariş ücretinin tarafıma iade edilmesini istediğimi belirten bir e-posta daha gönderdim. Ancak diğerleri gibi bunada bir cevap gelmeyecekti !!!


1 Nisan sabahı artık, internet kültürünü özümsemiş bu siteden e-posta ile bir bilgi alamayacağımı anladım ve bunun üzerine müşteri destek bölümüne telefonla ulaşmaya karar verdim. Aradığımda telefona çıkan kişi ilgili kişinin cenazesi olduğunu ve öğleden sonra geleceğini söyledi. Sanıyorum burası tek kişilik bir işletme o kişide olmayınca herşey duruyor galiba ?? Telefonda tamam deyip kapattık bakalım şimdi ücret iadesi bekliyorum. Sonuç ne olacak tabi bilemiyorum ama ürünland sitesini bu sitede ve her türlü platformda elimden geldiğince insanlara tanıtmaya çalışacağım. Yazımın başında da belirttiğim gibi amacım kimseyi  yermek veya kötülemek değil ama bu çürük elmalar yüzünden insanlar sanal alışverişten uzaklaşacaksa, bu tür siteler böyle ayak oyunları ile insanların alışveriş keyfini kaçıracaklarsa bunları bir şekilde afişe edip bu çürük elmaları ayıklamanında müşteri olarak bizim bir görevimiz olduğunu düşünüyorum.


Ayrıca eklemek isterim ki burada beni özellikle özen durum, düşünce biçimi ve müşteriye davranıştır. Aksilik ve aksaklıklar her zaman her yerde yaşanabilir ancak bu karşı tarafa uygun bir dille bildirilir ve çözüm aşamasında müşteriye her tür kolaylık gösterildiği takdirde elbette o işletmeye kimse bişey diyemez ama yukarıda yazdıklarımı okudunuz. Bu site bana ne yönde yol gösterdi veya aksaklık hakkında ne bilgisi verdi. Hiçbir şey, evet bu sitenin benim nazarımda müşteriye bakış açısı “benim sitemden alış veriş yapan müşterinin benim için hiçbir değeri yoktur biri gider biri gelir” şeklindedir. Tüm okurlarıma sağlık ve mutluluk dilerim.



Etiketler: , , ,

E-mail | Permalink | Trackback | Post RSSRSS comment feed 2 Yorum

Mar112010

YANNI

Yazan : Zafer    11.03.2010 | Hayat

Yanni. Tam adı Yanni Chrysomallis ya da ünlü olduğu adıyla John Yanni Christopher (doğumu 14 Kasım 1954, Kalamata, Yunanistan). Yunanlı keyboardist ve besteci. New Age müziğin önde gelen isimlerinden olarak kabul edilir. küçük yaşlarda dinleyerek büyüdüğü beethoven, mozart, chopin, stravinsky, debussy gibi klasik müzik bestecilerinin etkisinde kalan yanni ileriki yaşlarında yaptığı bestelerinde, gene kendi deyişiyle “müziklerinde tek bir kelime dahi etmeden insanlarla iletişim kurmayı başarabilen bu müzisyenler”in yapabildiğini başarmayı amaçladı. ona göre, bir sözün vermek istediği mesaj en iyi şekilde, harflerin birleşmesinden çıkan anlamdan ziyade, sesler, ritm ve melodiyle ortaya konabilir.
yanni’nin müzikal kariyerinin gelişimi de hayli ilginç. üniversitede psikoloji bölümününü bitirdikten sonra çalışmaya başladığı şirkette geçen bir günün ardından, işini bırakan ve çocukluğundan beri ilgi duyduğu alana, müziğe, yönelen yanni, bu dönemden itibaren kimi zaman kendi kurduğu, kimi zaman da sonradan katıldığı müzik gruplarıyla bir süre elektronik ve rock müzikle uğraştı. ardından kişisel olarak yöneldiği new age alanında, zaman içinde ürettiği enstrumantal müziklerle, dünya çapında tanınan ve sevilen bir müzisyen olmayı başardı. yanni’nin müzisyen ve besteci kimliğiyle ilgili enteresan ve şaşırtıcı olan bir başka noktaysa, profesyonel üretimlerine rağmen müzikal anlamda nota ve solfej yazma/okuma bilgisinin olmamasıdır. gençliğinde geliştirdiği, kendi üretimi olan notasyon sistemiyle, ürettiği melodileri kağıda döken yanni, bu işaretlerden yararlanarak yaratılarını klavye, piyano ve synthesizer gibi enstrümanlar vasıtasıyla çalmaktadır. Vikipedi.

Yanni'nin kesinlikle dinlenmesi gereken harika bir müzisyen olduğunu düşünüyorum. Özellikle yaptığı müziği dinlerken insanın ruhuna işliyen ve büyük bir çoşku ve mutluluğu bir arada yaşatan harika bir tınısı var. Kelimelerle anlatmak çok kolay değil anlamak için dinlemeniz gerekiyor :)

Yanni Resmi Sitesi : http://www.yanni.com

 


Yanni - Nostalgia (Live At The Acropolis)



Etiketler: ,

E-mail | Permalink | Trackback | Post RSSRSS comment feed 0 Yorum

Oca272010

ASUS F83VF

Yazan : Zafer    27.01.2010 | Hayat

Her nekadar masaüstü bilgisayarın geniş imkanlarından vazgeçmeyi sevmesemde taşınabilirlik özelliğinden dolayı bir süredir bir dizüstü (laptop) bilgisayar almayı düşünüyordum. Bir süredir inceliyorum aklımda küçük, taşınabilir, performanslı bir bilgisayar vardı. Böyle bir bilgisayar için ekran boyutunu 14 veya 14.1 inç olarak düşünmüştüm. Ancak piyasaya çıkıpta modellere baktığımda ne yazık ki bu büyüklükteki ekrana sahip bilgisayarların çok az olduğunu gördüm.

Küçük ekranlı bilgisayarların az olmasının nedenini önce talep edilmemesi olduğunu düşünmüştüm ama sony firmasının ürettiği ve yüksek fiyata sattığı 14.1 inç bilgisayarları görünce aslında talebin olduğu, hatta bu tür bilgisayarlara yüksek ücret ödeyen insanlarında olduğunu görmek bu düşüncemi değiştirdi. Sanırım sürekli daha büyük ekranlara sahip dizüstü bilgisayarların olması insanlarımızın ne kadar büyük olursa o kadar iyi olur mantığı ile örtüştüğü için üreticileri veya dağıtıcıları bu yönde yönlendiriyor.

Tüm bunlara rağmen uzun araştırmalar sonucu Teknosada 14 inç ASUS F83VF dizüstü bilgisayarına rastladım çok fazla multimedia özelliği olmasada sistem özellikleri benim için yeterli, küçük ve taşınabilir olması ise bence bir dizüstü bilgisayarda olmazsa olmaz özellikler. Umarım ilerleyen zamanlarda benim gibi küçük ve taşınabilir dizüstü bilgisayar arayanların istediklerini bulabilmeleri için değıtıcılar daha duyarlı davranarak bu bilgilsayarlarada raflarında yer ayırırlar.



Etiketler:

E-mail | Permalink | Trackback | Post RSSRSS comment feed 9 Yorum

Ara242009

İşini iyi yapmak

Yazan : Zafer    24.12.2009 | Hayat

Bir süredir programlama ile ilgili forumları takip ediyorum. Bir çoğunda gördüğüm durum ne yazık ki beni çok düşündürdü. Eğitim sistemimizden mi yoksa artık bizler hazırcılığa alıştık ondan mı bilemiyorum ama forumlardaki bir çok soruda soruyu soranların tek istediği en kestirme yoldan cevabı almak ve sonuca ulaşmak.


Elbette sonuca ulaşmanın önemini bende biliyorum diğer taraftan bir soru sormak demek, ilgili konuda bilgi veya konuyu kavrama v.b. bir eksiklik var demektir. Bundan dolayı konu hakkında değişik görüşler almak, araştırma yapmak, başkalarının tecrübelerinden faydalanmak gibi eylemlere girmek yerine soruyu soran 2 + 2’nin cevabını elde etme peşinde aha işte diyorum cevap 4 :)


İşin ilginç tarafı böyle sorular sorup cevap arayan arkadaşlara sorsan onlarda diyeceki ki “altı üstü bir soru sorduk cevabını istiyoruz, neden uzatıyorsun?” tabi onlarda kendi tarafında haklı, hocamız vermiş soruyu ister cevabı şimdi zaten kısıtlı olan zamanda neyi araştırıp neyi anlayacaksın, sonucu doğru bir şekilde hocanın gözünün önüne koyduysan işlem tamamdır.  Peki bu şekilde kim, neyi, ne kadar öğrenebilir, bu sorunun cevabını da sizlere bırakıyorum.


Diğer taraftan çok sevdiğim bir cümle vardır “işini iyi yapmak” işini iyi yapmak için öncelikle o işe çok iyi hakim olmalısınız, yaptığınız işin inceliklerini bilmelisiniz. Tabi ki bunların hiçbirisi size hazır sunulmaz, bu bilgilere sahip olabilmek için çalışmalı, araştırmalı ve tecrübe edinmelisiniz. Bence bunlarda yeterli değil bulunduğunuz alanla ilgili bilgileri derinlemesine bilmelisiniz.  Örneğin bir yazılımcıysanız neden int tipinde bir değişkenin bellekte 4 byte yer kapladığını bilmelisiniz. Yoksa int tipinde bir değişken bellekte 4 byte yer kaplar gibi bir cevap sizin sorununuzu çözebilir ama sizi daha iyi yapmaz. Tabi aslında burada sorun sizin ne kadar iyi olmak istediğiniz. Bu konuyu başka bir yazıya bırakmak istiyorum.


Son olarak sizlerle paylaşmak istediğim küçük bir nüans daha var. Nerede okuduğumu tam olarak hatırlamıyorum ama bir bilgisayar öğrencisinin, şimdi hatırlamadığım bir konuda şöyle bir sitemini okumuştum. Öğrenci diyordu ki “bizde bugün buradaki imkanlarla bir şeyler öğreniyor ve geliştiriyoruz ama isterdim ki Amerikadaki  bir üniversitedeki gibi daha gelişmiş imkanlarla ve tüm dünyada adından saygıyla bahsedilen “işini iyi yapan” öğretmenlerle çalışabilmeyi isterdim…” tam olarak toparlayamasam da temelde anlatılmak istenen böyle bir şeydi. Alet, edevat bir şekilde temin edilebilir ama işini iyi yapan insanlar bugün eğitim gören genç arkadaşlarımız arasından çıkacak. Şimdi size sormak istiyorum, sonraki nesildeki gençlerimizde adını dünyaya duyuran iyi işler yapan öğretmenlerden eğitim alsalar, bu çok daha  güzel olmaz mı? Tüm okuyucularıma sağlık ve mutluluk dilerim.



Etiketler: ,

E-mail | Permalink | Trackback | Post RSSRSS comment feed 0 Yorum

Kas252009

Ayrılık bitti!

Yazan : Zafer    25.11.2009 | Hayat

Hemen belirteyim gerçekten zor bir ayrılık oldu :) Neyse konuyu daha gizemli bir hale getirmeden açıklamamıza geçelim de sizde neler olup bittiğini anlayın. Bundan yaklaşık iki üç sene önce www.zafercelenk.com isim alanını satın aldım. Ardından küçük bir site hazırlayıp bu adreste yayınladım bir süre böyle devm ettikten sonra yaşamımda meydana gelen bir takım yoğunluk sebebiyle bir kaç ay site ile ilgilenemedim ve sonra bir gün aklıma gelipte kontrol ettiğimde bir de baktım ki isim alanı tahsis sürem sona ermiş ve sitede kapanmış, hemen isim alanını yeniden tescil ettirmek istedim ama malesef bazı açıkgözler benden önce isim alanını kendi isimleri üzerine kayıt etmişlerdi.

Bunun üzerine bende şimdi yayınlanan günce sayfam için www.zafercelenk.net adresini tescil ettirdim ve kullanıyordum. Son bir aydır, e-posta adresmi nasıl bulmuşlarsa bulmuşlar bana 50 dolara zafercelenk.com adresini satmaya çalıştılar almadım, sonra 40 dolara düştüler almadım tabi neyse sonuçta ben almayınca ellerinde kaldı. Bugün baktım isim alanı alınabilir durumda bende hemen kendi adıma tescil ettirdim. Nihayetinde zafercelenk.com isim alanıma kavuştum ama bu tür düzenbazlara dikkat etmeniz için sizleride uyarmak istedim. Sıradan bir isim üzerinden bile para kazanmak isteyen gözü dönmüş insanlar onlar.



Etiketler:

E-mail | Permalink | Trackback | Post RSSRSS comment feed 1 Yorum